Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Yunanistan’ın Pontus iddialarına ilişkin açıklamasına Trabzon’dan tepki

Haber Giriş Tarihi: 21.05.2026 09:39
Haber Güncellenme Tarihi: 21.05.2026 09:39
Kaynak: İHA
Yunanistan’ın Pontus iddialarına ilişkin açıklamasına Trabzon’dan tepki
Yunanistan’da düzenlenen bazı etkinlikler ve yapılan açıklamalardaki "Pontus" iddialarına Trabzon’dan tepki geldi. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Karadeniz Araştırmaları Enstitüsü Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Yüksel Küçüker ve KTÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Köse, yaşananlarda asıl mağdur olan tarafın Müslüman Türkler olduğunu kaydetti.
Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan’da 19 Mayıs’ta düzenlenen bazı etkinlikler ve yapılan açıklamalarda "Pontus" iddialarına sert tepki göstererek, Yunanistan’ın tarihi gerçekleri çarpıttığını ve asılsız suçlamaları eğitim müfredatına taşıdığını belirtmişti. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Karadeniz Araştırmaları Enstitüsü Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Yüksel Küçüker, Yunanistan’ın Mustafa Kemal Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı sürecinde Samsun’a ayak basmasını Pontus soykırımının başlangıç tarihi olarak gördüğünü belirtti. Küçüker, "Bizim tarihimizde 19 Mayıs 1919 önemli bir güne denk geliyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı gün, Millî Mücadele’nin başlangıcı olarak kabul ediliyor. Yunanistan için de bu tarihin bir anlamı var. Kendilerince Mustafa Kemal’in Samsun’a ayak basmasını Pontus soykırımının başlangıç tarihi olarak kabul ediyorlar. Nitekim 24 Şubat 1994 tarihinde Yunan Parlamentosu’nda alınan bir kararla Pontus meselesi siyasi bir nitelik kazandı ve bu gün Yunanistan açısından Pontus soykırımının başlangıç günü, aynı zamanda anma günü olarak kabul edilmeye başlandı. Konunun tarihsel boyutuna baktığınız zaman ben de bir tarihçi olarak bunu araştırdım. Esasında bunun bir propagandadan ibaret olduğunu ve tarihsel noktada bir mesnetten uzak olduğunu çok rahatlıkla söyleyebilirim. Bu, tarihsel dayanaktan yoksun, tamamen propaganda söylemleri üzerine inşa edilmiş bir dil. Türkiye’nin 1974 yılındaki Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan sonra bu söylemin Yunanistan nezdinde daha fazla ağırlık kazandığını ve daha fazla ön plana çıkarılmaya çalışıldığını görüyoruz. Türkiye’nin ise bu konuda biraz daha savunma pozisyonunda kaldığını söyleyebiliriz. Hâlbuki biz tarihimizde bu konuda özellikle Ermeni meselesinde olsun, Pontus meselesinde olsun bu tür konularda aslında cevabını veremeyeceğimiz hiçbir soru olmadığını düşünüyoruz. Tarihsel gelişmeler ve belgeler ışığında baktığımız zaman Türkiye’nin bu konuda zan altında bırakılabilecek herhangi bir olayda rol almadığını çok rahat bir şekilde söyleyebiliriz. Ancak siyasi boyutta biraz daha pasif kaldığımızı da ifade edebiliriz. Daha çok savunmada kalıyoruz. Bu konuda Türkiye’nin tezlerini farklı bir şekilde dile getirmemiz gerektiğini düşünüyorum" dedi.
KTÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Köse ise, asıl mağdur olan ve ağır kayıplar veren kesimin Müslüman Türkler olduğunu kaydederek, "Pontus’ ifadesi siyasallaştırılıncaya kadar daha çok coğrafi bir isim olarak kullanılmış, çok fazla siyasi anlam ifade etmemiş. 19 Mayıs 1919’dan sonra ise Yunanistan’ın yenilginin etkisiyle bu meseleyi gündemde tutmaya çalıştığı, özellikle aşırı milliyetçi çevreler ve kilisenin etkisiyle milliyetçi söylemleri teşvik ederek, iddiaları diri tutmayı tercih ettiği görülmektedir. Ancak bunu yaparken asılsız söylemlerden kaçınılması gerektiği düşünülmektedir. Zira Anadolu’da halklar arasında 1918 öncesinde de çatışmalar yaşanmış, 1919 sonrasında da savaş koşullarında bu çatışmalar devam etmiştir. Bu süreçte halklar karşılıklı olarak birbirlerine zarar vermiştir. Ancak burada asıl mağdur olan ve ağır kayıplar veren kesim Müslüman Türkler. Çünkü o dönemde Pontus çetelerinin oldukça güçlü olduğu, arkalarında İngiltere’nin bulunduğu, İngiliz donanmasının, kontrol subaylarının ve bazı bölgelerde İngiliz askerlerinin varlık gösterdiği belirtilmektedir. Örneğin Samsun’da İngiliz askerleri ve bir İngiliz birliğinin bulunduğu, donanmanın da bölgede etkin olduğu ifade edilmektedir. Bu nedenle bir katliamdan söz edilecekse bunun Türk halkına karşı işlendiği görüşü dile getirilmektedir. Karadeniz Teknik Üniversitesi bünyesindeki Karadeniz Araştırmaları Enstitüsü olarak bu konuda araştırmalar yaparak raporlar hazırlıyoruz ve yayımlıyoruz. Hazırlanan çalışmaları bakanlığa gönderiyoruz ve üniversite yönetimine sunuyoruz. Temel amacımız doğruların bilinmesi, korkulacak ya da saklanacak bir durum bulunmadığı; arşivlerimiz açık, sözlerimiz açık" diye konuştu.

Kaynak: İHA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.