Yargıtay’dan emsal karar: Kira geliri ve mal varlığı, kadına nafakayı etkileyebilir
Yargıtay’dan emsal karar: Kira geliri ve mal varlığı, kadına nafakayı etkileyebilir
Yargıtay 2
Haber Giriş Tarihi: 07.01.2026 10:38
Haber Güncellenme Tarihi: 07.01.2026 10:38
Kaynak:
İHA
Hukuk Dairesi, Sakarya’da görülen boşanma davasında emsal niteliğinde bir karar verdi. Mahkeme, kadına yoksulluk nafakası bağlanıp bağlanmayacağına karar verilirken, taşınmazlarından gelen kiranın ve taraflar arasındaki mal rejimi davası sonucunun da göz önünde bulundurulmasına hükmetti.
Sakarya’da bir çift karşılıklı olarak boşanma davası açtı. Aile Mahkemesi’nde görülen davada, erkek eşin açtığı boşanma davası reddedilirken, kadın eşin davası kabul edildi. Yerel mahkeme, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerekçesiyle kadın eş lehine maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakasına hükmetti. Kararın ardından her iki taraf da avukatları aracılığıyla kararı temyiz etti. Dosyayı inceleyen Hukuk Dairesi, içtihat değişikliği niteliğinde bir karar vererek yerel mahkemenin hükmünü nafaka yönünden bozdu. Hukuk Dairesi bozma ilamında, erkeğin emekli olduğu, buna karşılık kadının gelir getiren taşınmazlarının bulunduğuna dikkat çekti. Kararda, kadının taşınmazlarından elde ettiği kira gelirinin miktarının araştırılması gerektiği vurgulandı. Daire ayrıca, taraflar arasında devam eden veya sonuçlanan "mal rejiminin tasfiyesi" davasının da yoksulluk nafakası kararında etkili olacağını belirtti. Yüksek Mahkeme, kadının mal paylaşımından alacağı payın ve kira gelirlerinin, onu yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağının belirlenmesi, nafaka şartlarının bu doğrultuda yeniden değerlendirilmesi gerektiğine karar verdi.
Nafaka belirlemesinde yeni kriter
Sakarya’da görülen ve Hukuk Dairesi’ne taşınan karşılıklı boşanma davasında erkeğin davasının reddedilip kadının davasının kabul edilmesiyle ortaya çıkan emsal kararı değerlendiren Avukat Fatih Karamercan, Yargıtay’ın nafaka takdirinde devrim niteliğinde bir adım attığını belirtti. Karamercan, yerleşik içtihatlarda gelir getirici taşınmazların nafaka hesabında dikkate alındığını ancak bu yeni kararla birlikte eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi davasının da artık nafaka belirlemesinde kilit bir rol oynayacağını vurgulayarak, "Yargıtay, yalnızca taşınmaz gelirlerini değil, mal paylaşımı davasından elde edilmesi muhtemel kazancın da değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti. Buna göre, mal rejimi davasının sonucu ve buradan gelecek maddi imkanlar dikkate alınarak nafakanın tamamen kaldırılmasına, hiç hükmedilmemesine veya miktarının düşürülmesine karar verilebilecek" dedi.
Mal paylaşımı ve nafaka ilişkisi
2002 yılında Medeni Kanun’da yapılan değişiklik sonrası eşlerin, diğer eşin edinilmiş mallarının yarısını talep etme hakkı kazandığını ve bunun yanında tazminat taleplerinin de gündeme geldiğini hatırlatan Karamercan, mal paylaşımından yüksek bedeller elde edilmesine rağmen nafaka yükünün devam etmesinin, nafakayı ödeyen eşi yoksulluğa sürüklediği yönündeki eleştirilerin bu kararla karşılık bulduğunu dile getirdi. Somut olayda olduğu gibi, derdest bir mal rejimi davasının varlığı halinde hakimin buradan gelecek geliri hesaba katması gerektiğini belirten Karamercan, "Örneğin Ahmet Bey ile Ayşe Hanım’ın boşanmasında, Ayşe Hanım’ın mal paylaşımından alacaklı çıkma ihtimali artık nafakanın belirlenmesinde doğrudan etkili olacak. Medeni Kanun’un yürürlüğe girmesinden 23 yıl sonra gelen bu karar, gecikmeli de olsa hukuki ve hakkaniyete uygun, son derece önemli bir içtihat niteliğindedir" ifadelerini kullandı.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Yargıtay’dan emsal karar: Kira geliri ve mal varlığı, kadına nafakayı etkileyebilir
Yargıtay 2
Hukuk Dairesi, Sakarya’da görülen boşanma davasında emsal niteliğinde bir karar verdi. Mahkeme, kadına yoksulluk nafakası bağlanıp bağlanmayacağına karar verilirken, taşınmazlarından gelen kiranın ve taraflar arasındaki mal rejimi davası sonucunun da göz önünde bulundurulmasına hükmetti.
Sakarya’da bir çift karşılıklı olarak boşanma davası açtı. Aile Mahkemesi’nde görülen davada, erkek eşin açtığı boşanma davası reddedilirken, kadın eşin davası kabul edildi. Yerel mahkeme, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerekçesiyle kadın eş lehine maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakasına hükmetti. Kararın ardından her iki taraf da avukatları aracılığıyla kararı temyiz etti. Dosyayı inceleyen Hukuk Dairesi, içtihat değişikliği niteliğinde bir karar vererek yerel mahkemenin hükmünü nafaka yönünden bozdu. Hukuk Dairesi bozma ilamında, erkeğin emekli olduğu, buna karşılık kadının gelir getiren taşınmazlarının bulunduğuna dikkat çekti. Kararda, kadının taşınmazlarından elde ettiği kira gelirinin miktarının araştırılması gerektiği vurgulandı. Daire ayrıca, taraflar arasında devam eden veya sonuçlanan "mal rejiminin tasfiyesi" davasının da yoksulluk nafakası kararında etkili olacağını belirtti. Yüksek Mahkeme, kadının mal paylaşımından alacağı payın ve kira gelirlerinin, onu yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağının belirlenmesi, nafaka şartlarının bu doğrultuda yeniden değerlendirilmesi gerektiğine karar verdi.
Nafaka belirlemesinde yeni kriter
Sakarya’da görülen ve Hukuk Dairesi’ne taşınan karşılıklı boşanma davasında erkeğin davasının reddedilip kadının davasının kabul edilmesiyle ortaya çıkan emsal kararı değerlendiren Avukat Fatih Karamercan, Yargıtay’ın nafaka takdirinde devrim niteliğinde bir adım attığını belirtti. Karamercan, yerleşik içtihatlarda gelir getirici taşınmazların nafaka hesabında dikkate alındığını ancak bu yeni kararla birlikte eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi davasının da artık nafaka belirlemesinde kilit bir rol oynayacağını vurgulayarak, "Yargıtay, yalnızca taşınmaz gelirlerini değil, mal paylaşımı davasından elde edilmesi muhtemel kazancın da değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti. Buna göre, mal rejimi davasının sonucu ve buradan gelecek maddi imkanlar dikkate alınarak nafakanın tamamen kaldırılmasına, hiç hükmedilmemesine veya miktarının düşürülmesine karar verilebilecek" dedi.
Mal paylaşımı ve nafaka ilişkisi
2002 yılında Medeni Kanun’da yapılan değişiklik sonrası eşlerin, diğer eşin edinilmiş mallarının yarısını talep etme hakkı kazandığını ve bunun yanında tazminat taleplerinin de gündeme geldiğini hatırlatan Karamercan, mal paylaşımından yüksek bedeller elde edilmesine rağmen nafaka yükünün devam etmesinin, nafakayı ödeyen eşi yoksulluğa sürüklediği yönündeki eleştirilerin bu kararla karşılık bulduğunu dile getirdi. Somut olayda olduğu gibi, derdest bir mal rejimi davasının varlığı halinde hakimin buradan gelecek geliri hesaba katması gerektiğini belirten Karamercan, "Örneğin Ahmet Bey ile Ayşe Hanım’ın boşanmasında, Ayşe Hanım’ın mal paylaşımından alacaklı çıkma ihtimali artık nafakanın belirlenmesinde doğrudan etkili olacak. Medeni Kanun’un yürürlüğe girmesinden 23 yıl sonra gelen bu karar, gecikmeli de olsa hukuki ve hakkaniyete uygun, son derece önemli bir içtihat niteliğindedir" ifadelerini kullandı.
Kaynak: İHA
Trump’tan ABD’nin Venezuela üzerindeki kontrolünün "yıllarca" sürebileceği mesajı
Karsan AI, Las Vegas’taki CES 2026’da dünyaya tanıtıldı
Sirkeci’de işten çıkarılan şahıs iş yerine silahla ateş açtı
Topçular-Eskihisar seferini yapan arabalı feribot fırtınada sürüklendi
Şiddetli rüzgar eski gümrük sahasında konteynırları devirdi
Akbank, dijital e-ihracat kredisini duyurdu
Dışişleri Bakanı Fidan, Umman Sultanlığı Dışişleri Bakanı Al Busaidi ile araya geldi
Eskihisar iskelesine yanaşamayıp sürüklenen arabalı feribot güvenli bölgede fırtınanın geçmesini bekliyor
İlginizi Çekebilir
En Çok Okunan Haberler