Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Kurtulmuş: "Orta Doğu’da yaşanan insani trajedi karşısında kayıtsız kalmamız mümkün değildir"

Hırvatistan’ın başkenti Zagreb’te Üç Deniz Girişimi Parlamenter Zirvesi’nde konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü ve İran ile Körfez ülkelerinde sivil halka ve altyapıya ciddi zararlar veren savaşın sona erdirilmesi çağrısında bulunduklarını belirterek, "Orta Doğu’da yaşanan insani trajedi karşısında kayıtsız kalmamız mümkün değildir" dedi

Haber Giriş Tarihi: 25.03.2026 15:58
Haber Güncellenme Tarihi: 25.03.2026 15:58
Kaynak: İHA
Kurtulmuş: "Orta Doğu’da yaşanan insani trajedi karşısında kayıtsız kalmamız mümkün değildir"

Hırvatistan’ın başkenti Zagreb’te Üç Deniz Girişimi Parlamenter Zirvesi’nde konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü ve İran ile Körfez ülkelerinde sivil halka ve altyapıya ciddi zararlar veren savaşın sona erdirilmesi çağrısında bulunduklarını belirterek, "Orta Doğu’da yaşanan insani trajedi karşısında kayıtsız kalmamız mümkün değildir" dedi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, resmi ziyaret düzenlediği Hırvatistan’ın başkenti Zagreb’te Hırvatistan Parlamentosunun ev sahipliğinde düzenlenen Üç Deniz Girişimi Parlamenter Zirvesi’ne katıldı. Zagreb Ulusal ve Üniversite Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen zirve kapsamında Hırvatistan Meclis Başkanı Gordan Jandrokovic, zirveye katılan meclis başkanlarını ve parlamento temsilcileri tek tek karşıladı. Aile fotoğrafı çekiminin ardından oturum başladı. Kurtulmuş, Üç Deniz Girişimi Parlamenter Zirvesi’nde yaptığı konuşmada bu toplantının, Türkiye’nin ilk kez "stratejik ortak" olarak katılım sağlaması bakımından kendileri açısından ayrı bir önem taşıdığını belirtti. Bağlantısallığın, Türkiye için temel önceliklerden birini teşkil ettiğini ifade eden Kurtulmuş, bu itibarla ulaştırma, enerji ve iletişim koridorlarının geliştirilmesine azami önem atfettiklerinin altını çizdi. Üç Deniz Girişimi’ni, yalnızca bağlantısallığın güçlendirilmesine katkı sağlayan bir platform olarak değil, aynı zamanda bölgesel sahiplik ilkesi temelinde şekillenen kapsayıcı bir stratejik iş birliği ve istişare zemini olarak telakki ettiklerini belirten Kurtulmuş, "Karadeniz’de en uzun kıyı şeridine sahip kıyıdaş ülke olarak Türkiye’nin girişim ile ilişkilerini daha da derinleştirmeye ve iş birliğini çok boyutlu şekilde geliştirmeye kararlı olduğunu ifade etmek isterim" dedi.

Türkiye’nin, jeostratejik konumu ile gelişmiş ve modern altyapısı sayesinde, dünyanın farklı bölgeleri arasında bağlantı tesis edilmesine geniş fırsatlar sunduğunu vurgulayan Kurtulmuş, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

"Asya ile Avrupa’yı, Güney Kafkasya ve Orta Asya üzerinden birbirine bağlayan Orta Koridor ile Körfez’den Avrupa’ya uzanan kuzey-güney eksenli Kalkınma Yolu gibi projeler, bölgesel ve küresel bağlantısallığın güçlendirilmesindeki stratejik rolümüzü vurgulamaktadır. Bunun yanı sıra akıllı ulaşım, yeşil lojistik ve dijital altyapı alanlarındaki ulusal stratejilerimiz de Üç Deniz Girişimi’ne ilave katkılar sağlayacaktır. Bu itibarla, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak Üç Deniz Girişimi hedeflerine ulaşılmasının kolaylaştırılması amacıyla parlamentolar arası diyaloğa katkıda bulunmaya hazır olduğumuzu belirtmek isterim."

"Kurallara dayalı uluslararası düzen hem meşruiyet hem de işlev bakımından ciddi bir aşınmaya uğramıştır"

İran’a karşı savaş ile Ukrayna ve Orta Doğu’da devam eden çatışmaların, küresel bağlantısallığın jeopolitik gerilimler karşısında ne denli kırılgan olduğunu hatırlattığını ifade eden Kurtulmuş, "Nitekim, kıtamızın ve dünyanın geleceği üzerinde kalıcı etkiler doğuracak önemli bölgesel ve uluslararası çalkantılarla karşı karşıyayız. Artık açıkça görülmektedir ki Sudan’daki insani felaket, Ukrayna’da 4 yıldır süregelen savaş, Gazze’deki soykırım ve İsrail ile ABD’nin İran’a karşı savaşı, yalnızca bir küresel krize değil, 1945 sonrası kurulan uluslararası düzenin sarsıcı bir şekilde çözülmesine işaret etmektedir. Mevcut tablo, hukuksuzluğun olağanlaştığı, gücün hukukun yerini aldığı, uluslararası mekanizmaların ise büyük ölçüde etkisiz kaldığı sistemik bir krizi yansıtmaktadır. ‘Kurallara dayalı uluslararası düzen’ hem meşruiyet hem de işlev bakımından ciddi bir aşınmaya uğramıştır. Kurumlar şeklen varlığını sürdürmekte ancak etkileri son derece sınırlı kalmaktadır. Kurallar kağıt üzerinde mevcut olmakla birlikte, güçlüler karşısında uygulanabilirlikten yoksundur. Normatif kavramlar varlığını korusa da içerikleri büyük ölçüde boşalmıştır. Güncel gelişmeler geçici bir olgu olarak değerlendirilemez. Uluslararası sistemin köklü bir dönüşüm sürecinden geçtiği çok merkezli bir dünya düzeninin şekillendiği bir sürece şahitlik ediyoruz. Bu bağlamda, değerlerimizin ve ilkelerimizin kaba kuvvet ve keyfilik karşısında korunması, stratejik bakış açısıyla şekillenen, ülkelerimiz arasında daha etkin ve sonuç odaklı bir iş birliğini zaruri kılmaktadır" ifadelerini kullandı.

"Güney Kafkasya’da sağlanacak kalıcı barış, bölgesel bağlantısallığı önemli ölçüde güçlendirecektir"

Karadeniz’de güvenliğin kıyıdaş ülkeler, Avrupa ve ötesi için hayati önemde olduğunu dile getiren Kurtulmuş, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı sürdürdüğü ve beşinci yılına giren savaşın, bölge için başlıca tehdit unsuru niteliğinde olduğunu belirtti. Türkiye’nin, savaşın başlangıcından bu yana, Ukrayna’nın egemenliği, bağımsızlığı ve Kırım dahil olmak üzere toprak bütünlüğüne olan sarsılmaz desteğini kararlılıkla ifade ettiğini aktaran Kurtulmuş, uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler şartı çerçevesinde, Ukrayna ile Rusya arasında adil ve kalıcı bir barışın müzakereler yoluyla tesis edilmesi amacıyla yürütülen diplomatik çabalara da Türkiye olarak öncülük ettiklerini kaydetti. Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü yeniden tesis etmesini müteakip, Azerbaycan-Ermenistan görüşmelerinde kaydedilen ilerlemeyi memnuniyetle karşıladıklarını ifade eden Kurtulmuş, "Güney Kafkasya’da sağlanacak kalıcı barış, bölgesel bağlantısallığı önemli ölçüde güçlendirecektir" dedi.

ABD ve İsrail’in İran’a karşı saldırıları

ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü ve İran ile Körfez ülkelerinde sivil halka ve altyapıya ciddi zararlar veren, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini kesintiye uğratan savaşın sona erdirilmesi çağrısında bulunduklarını belirten Kurtulmuş, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

"Orta Doğu’da yaşanan insani trajedi karşısında kayıtsız kalmamız mümkün değildir. İsrail’in İran ve Lübnan’a yönelik saldırıları ile Filistin halkına karşı işlediği vahim suçlar, bölgeyi istikrarsızlığa sürüklemekle kalmamakta aynı zamanda, Avrupa’nın güvenliğini, ekonomisini ve ahlaki duruşunu olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle, bölgedeki tüm ülkelerin toprak bütünlüğünü savunma yönündeki çabalarımızı artırmalı, Filistin halkına karşı işlenen suçlara karşı sesimizi daha güçlü yükseltmeli ve iki devletli çözüm temelinde, 4 Haziran 1967 sınırları çerçevesinde bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını desteklemeliyiz."

Bağlantısallığın yalnızca enerji, ulaştırma ve iletişimle sınırlı olmadığını aynı zamanda bilgi, kültür ve değerlerin paylaşımını da kapsadığını ifade eden Kurtulmuş, "Stratejik Ortak olarak ülkeleri, halkları ve kıtaları birbirine bağlayan güven, değer, refah ve dayanıklılık koridorları inşa etme konusundaki kararlılığımızı bir kez daha vurgulamak isterim" dedi.

Kurtulmuş, TBMM’nin Üç Deniz Girişimi parlamentolarıyla yakın iş birliği içinde çalışmaya, iş birliğini güçlendirmeye ve girişimi kamuoyuna daha etkin şekilde tanıtmaya hazır olduğunu sözlerine ekledi.

Üç Deniz Girişimi

2015 yılında Polonya ve Hırvatistan’ın öncülüğünde Orta ve Doğu Avrupa ülkelerini bir araya getiren Üç Deniz Girişimi, Karadeniz, Baltık ve Adriyatik denizleri arasında uzanan bölgenin daha hızlı ve dengeli kalkınmasını teşvik etmeyi amaçlıyor. Üye devletler arasındaki bağlantısallığın artırılarak özellikle altyapı, enerji ve dijital bağlantı alanlarına odaklanan üst düzey ve çok paydaşlı bir iş birliği anlayışına ulaşmayı öngören girişim, ekonomik kalkınmanın desteklenmesi, transatlantik bağların güçlendirilmesi ve Avrupa içi uyumun artırılması olmak üzere üç temel eksen üzerine inşa ediliyor. Enerji, ulaştırma ve dijitalleşme alanlarında altyapı bağlantılarının geliştirilmesi ve mevcut eksikliklerin giderilmesi başlıca öncelikleri arasında yer alan uluslararası platform, özellikle Baltık-Adriyatik-Karadeniz hattında kuzey-güney doğrultusunda enerji ve ulaştırma koridorlarının oluşturulması stratejik hedeflerinden biri olarak bulunuyor.

Öne çıkan projelerden birisi olan "Via Carpathia" karayolu koridoru, Litvanya’nın Klaipeda Limanı’ndan başlayarak Polonya, Slovakya, Macaristan, Romanya ve Bulgaristan üzerinden Yunanistan’ın Selanik Limanı’na, buradan da İstanbul’a uzanan bir kuzey-güney bağlantı hattı oluşturmayı hedefliyor.

Türkiye, 29 Nisan 2025 tarihinde Varşova’da düzenlenen 10. Zirve sırasında "Stratejik Ortak" statüsü kazandı.

Türkiye, Halkalı-Kapıkule, Marmaray, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu, İstanbul Havalimanı gibi büyük ölçekli altyapı projeleri ve limanları ile doğu-batı ve kuzey-güney yönlü ulaştırma koridorlarının önemli bir parçasını teşkil ediyor. Türkiye’nin Orta Koridor ve Kalkınma Yolu güzergahındaki önemli konumu, Adriyatik Denizi, Baltık Denizi ve Karadeniz ülkelerinin Üç Deniz Girişimi rotasının İstanbul üzerinden Orta Koridor ve Kalkınma yoluyla bağlayarak Akdeniz’e, Hazar Denizi’ne ve Basra Körfezi’ne bağlanmasına imkan sağlayarak girişimin beş denizi kapsayan geniş bir coğrafyaya ve ötesine erişimine imkan sunabilecek.

Kaynak: İHA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.