Uzmanlar, programın doğrudan bir vergi incelemesi niteliği taşımadığını, gönüllülük esasına dayalı bir uyum programı olduğunu belirterek, işletmelere risk tespiti ve uyum sürecinde izlenmesi gereken yol haritalarına ilişkin önemli bilgiler aktardı.
BTSO Akademi projesi kapsamında "Yüksek Gelir Gruplarında Veri Temelli Vergi Gözetimi ve Uyum Programı: Hukuki Sınırlar, Risk Analizi ve Savunma Stratejileri" konulu bilgilendirme semineri gerçekleştirildi. BTSO Yönetim Kurulu Hakan Batmaz’ın açılış konuşmasıyla başlayan programda; Denetim Direktörü ve eski Vergi Müfettişi Onur Kandiloğlu, Vergi Avukatı ve eski Vergi Müfettişi Şebnem Becce Özdemir ve Yeminli Mali Müşavir ve eski Vergi Müfettişi Mustafa Arıcı konuşmacı olarak yer aldı. Programda, Yüksek Gelir Grupları Gözetim ve Uyum Programı’nın veri temelli yönetim yaklaşımı ele alınarak, benzer modellerden ayrışan yönleri detaylı şekilde değerlendirildi. Ayrıca sürecin hukuki çerçevesi ve uygulamadaki yansımaları hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı.
"BTSO Akademi ile üyelerimize rehberlik ediyoruz"
BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Batmaz, kurum olarak en temel önceliklerinin, firmaları değişen dünya düzenine ve güncel mevzuat süreçlerine en hızlı şekilde adapte etmek olduğunu söyledi. Özellikle BTSO Akademi kapsamında yürüttükleri çalışmaların sektörlerin bilgiyle güçlenmesi adına stratejik bir merkez işlevi gördüğünü belirten Batmaz, "Bizler, geleceği de planlayan bir yapıyla; üyelerimizin güncel gelişmeler ışığında doğru bilgiye ulaşmasını, riskleri fırsata çevirmesini ve rekabet güçlerini korumalarını hedefliyoruz. Bilginin en değerli sermaye olduğu bu dönemde, eğitim ve bilgilendirme faaliyetlerimize verdiğimiz önem artarak devam edecektir." dedi.
"Veri temelli denetim şeffaf bir sistem inşasının parçası"
Ekonomi yönetiminin bütçe disiplini ve vergi denetimleri üzerindeki hassasiyetini rasyonel bir dikkatle takip ettiklerini ifade eden Batmaz, "Hepimiz biliyoruz ki vergi denetiminin klasik, cezacı ve geriden gelen yöntemlerden sıyrılarak veri temelli, önleyici ve rehberlik eden bir yapıya evrilmesi, şeffaf ve adil bir sistem inşası adına atılmış önemli bir adımdır. Dijitalleşen bir dünyada, verginin de dijital bir zekayla yönetilmesi kaçınılmazdır. Ancak iş dünyası olarak bizim bu süreçteki temel beklentimiz; bu büyük dönüşümün ve uyum sürecinin, reel sektörün kılcal damarlarındaki dinamiklerle barışık bir zeminde yürütülmesidir." diye konuştu.
"Hassas dengeyi kurmak zorundayız"
"Vatandaşın adalet duygusunu zedelemeyen, iş insanının ise büyüme motivasyonunu kırmayan o hassas dengeyi kurmak zorundayız." diyen Batmaz, "Uygulamaları ‘ideal olanı’ merkeze alarak, yani ‘önce eğitip sonra denetleyen’ bir anlayışla şekillendirmek; ülkemizin ekonomik gücünü de koruyacaktır. Bizler de BTSO olarak, bu dengeli geçişin hem savunucusu hem de köprüsü olmaya devam edeceğiz. Bugünkü buluşmamızda da veri toplama yetkisinin anayasal sınırlarından risk analiz sistemlerine, yaşam tarzı analizinin hukuki niteliğinden mükellef haklarına kadar çok geniş bir yelpazeyi konunun uzmanlarıyla değerlendirme fırsatı bulduk. Bu değerli paylaşımların, iş süreçlerimize ve gelecek planlarımıza ışık tutacağına inanıyorum." ifadelerini kullandı.
"Bu bir inceleme değil uyum süreci"
Denetim Direktörü Onur Kandiloğlu, Türkiye’de giderek yaygınlaşan "yeni nesil denetim modeli"nin klasik vergi inceleme anlayışından önemli ölçüde ayrıştığını belirtti. Yeni modelin yaptırımdan çok gönüllü uyumu esas alan, mükellef ile idare arasında diyalog kurmayı hedefleyen bir yaklaşım sunduğunu belirten Kandiloğlu, "Dijitalleşmenin etkisiyle farklı veri kaynaklarının entegre edilmesi sayesinde, riskli alanlar önceden tespit edilebiliyor. Bu kapsamda geliştirilen veri odaklı sistemler, mükelleflere yönelik ‘sinyalleme’ yöntemiyle potansiyel riskleri erkenden bildiriyor. Böylece mükellefler, herhangi bir inceleme başlamadan önce kendi kayıtlarını gözden geçirme ve gerekli düzeltmeleri yapma imkânı buluyor" dedi.
"Süreç mükellefleri gönüllü uyuma teşvik ediyor"
Yeni modelde, klasik denetimin uzun ve yorucu bürokratik süreçlerinin yerine daha hızlı ve etkin bir yapının öne çıktığını ifade eden Kandiloğlu, bu dönüşümün özellikle inceleme etkinliğini artırmayı ve mükellef üzerindeki idari yükü azaltmayı hedeflediğini vurguladı. Uygulamanın ikinci fazının Mart ayı itibarıyla devreye alındığı hatırlatan Kandiloğlu özellikle gelir vergisi mükellefleri ve şirket ortaklıklarına yönelik çalışmalar kapsamında, mükelleflere kendi işleyişlerini, kayıtlarını ve belgelerini kontrol etme fırsatı tanındığını kaydetti. Kandiloğlu, "Bu süreçte idare, önceden bilgilendirme ve rehberlik hizmetleri sunarak mükellefleri gönüllü uyuma teşvik ediyor. Cezalandırma yaklaşımı geri planda tutulurken, mükellefin sürece aktif katılımı sağlanmaya çalışılıyor" diye konuştu.
Yeni sistemin merkezinde ‘Sinyalleme’ mekanizması yer alıyor
Yeminli Mali Müşavir Mustafa Arıcı, vergi denetiminde yaşanan dönüşümün klasik denetim anlayışıyla birlikte ilerlediğini belirtti. Arıcı, yeni nesil denetim modelinin mevcut yapıyı ortadan kaldırmadığını, aksine onu destekleyen bir sistem olarak kurgulandığını ifade ederek, "Daha önce uzun ve yorucu süreçlere yayılan denetimlerin, yeni modelle birlikte daha hızlı ve etkin hale getirilmesi hedefleniyor. İdarenin temel amacı riskleri önceden tespit ederek mükellefleri uyarmak ve gönüllü uyumu teşvik etmek." dedi. Yeni sistemin merkezinde "sinyalleme" mekanizmasının yer aldığını ifade eden Arıcı, mükelleflerin bu sayede kendi risklerini önceden görerek profesyonel destekle gerekli düzeltmeleri yapabildiğini belirtti. Arıcı, dijitalleşme ve yapay zekâ destekli analizler sayesinde risklerin artık anlık olarak tespit edilebildiğini kaydetti. İdarenin gönüllü uyumu artırmak için dört ayaklı bir dijital erken uyarı ekosistemi inşa ettiğini belirten Arıcı, KURGAN, MEVA, Beyanname Gözetim ve Yüksek Gelir Uyum Programı’nın dünyadaki benzer uygulamalardan uyarlanarak Türkiye’ye adapte edildiğini ifade etti. Yüksek Gelir Grubu Uyum Programı ile daha fazla mükellefin kapsama alınmasının planlandığını kaydeden Arıcı, bu sürecin doğrudan bir vergi incelemesi olmadığını, bilgilendirme ve gönüllü uyum esasına dayandığını vurguladı. Gelir, harcama ve servet arasındaki uyumsuzlukların sistem tarafından analiz edildiğini belirten Arıcı, özellikle yüksek tutarlı banka hareketleri ve finansal akışların risk göstergesi olarak değerlendirildiğini kaydetti.
Vergi incelemesi değil iletişim ve uyum mekanizması
Vergi Avukatı Şebnem Becce Özdemir ise sürecin hukuki boyutlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özdemir, sürecin temel amacının yaptırım uygulamak olmadığını, mükelleflerin muhtemel riskler konusunda bilgilendirilerek gönüllü uyuma yönlendirilmesinin hedeflendiğini vurguladı. Uygulamada sürecin genellikle mükellefe yapılan yazılı bildirimle başladığını belirten Özdemir, devamında mükelleften açıklama talep edildiğini ve sunulan bilgi ve belgelerin idare tarafından değerlendirilerek ilgili birimlere aktarıldığını ifade etti. Özdemir, uygulamada her durumda klasik anlamda bir tutanak düzenlenmesinin söz konusu olmayabileceğini, bu nedenle mükelleflerin sürece ilişkin yazılı açıklamalarını ve sundukları belgeleri kayıt altına almalarının önem taşıdığını belirterek, "Süreç, mükellefler açısından erken aşamada açıklama yapma ve gerekli düzeltmeleri gerçekleştirme imkânı sunuyor. Bu durum, ileride doğabilecek daha ağır idari süreçlerin önüne geçilmesine katkı sağlayacaktır. Ayrıca, mükelleflerin sürece aktif ve şeffaf şekilde katılımı, zamanında yapılan açıklamalar ve düzeltmeler de vergi uyumunun güçlendirilmesi açısından kritik rol oynamaktadır." şeklinde konuştu.
Vergi Denetim Kurulu Bursa Denetim Daire Başkan Yardımcıları Ömer İpek ve Aykut Aydar, Bursa Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkanı İhsan Akar, Bursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Yönetim Kurulu Üyeleri Doğan Yılmaz ve Mesut Serhat Yurdaor’un yanı sıra BTSO meclis ve komite üyeleri, meslek mensupları ve iş dünyası temsilcilerinin katıldığı seminer soru cevap bölümü ile sona erdi.
Kaynak: İHA