Verem geri döndü! Uzmanlardan kritik uyarı

Sağlık uzmanı Doç. Dr. Nurten Elkin, tüberkülozun tekrar dünyada ve Türkiye'de risk oluşturduğunu vurguladı. Erken teşhis, tedavi ve BCG aşısının önemine dikkat çekti. Tedavi sürekliliği ve disiplinin hayati olduğunu, dirençli formların tedaviyi karmaşıklaştırdığını belirtti.

Haber Giriş Tarihi: 24.01.2026 11:44
Haber Güncellenme Tarihi: 24.01.2026 11:44

Sağlık uzmanlarından Doç. Dr. Nurten Elkin, tüberküloz hastalığının hala tehlikeli olduğunu ve dünya genelinde yeniden gündeme geldiğini belirtti. Erken teşhis, düzenli tedavi ve BCG aşısının yaşamsal önem taşıdığının altını çizen Elkin, WHO'nun en son verileriyle bu tehlikenin boyutlarına dikkat çekti. Elkin, "DSÖ'nün en güncel verileri oldukça dikkat çekici: 2023 yılında dünya genelinde 10,8 milyon kişi tüberküloza maruz kaldı ve bu nedenle 1,25 milyon kişi yaşamını yitirdi. Böylece tüberküloz, COVID-19 sonrası dönemde tekrar en ölümcül bulaşıcı hastalıklar arasında ilk sırada yer aldı. Bu durum bize gösteriyor ki tüberküloz hala etrafımızda ve düşündüğümüzden daha yakın" ifadelerini kullandı.

RİSK DEVAM EDİYOR

Türkiye'nin tüberkülozla mücadelede önemli kazanımlar elde ettiğini belirten Elkin, buna karşın riskin sürdüğünü kaydetti. Elkin, "Türkiye tüberkülozla mücadelede öne çıkan ülkelerden biri. Güçlü aşı programı, ücretsiz teşhis ve tedavi imkânları sayesinde vaka sayıları eskisine nazaran ciddi şekilde azaldı. Fakat bu başarı, bizi rehavete sürüklememeli. Güncel istatistiklere göre ülkemizde tüberküloz sıklığı yaklaşık 11,2/100.000 oranında. Bu da her yıl binlerce kişinin bu hastalığı yaşadığı anlamına geliyor" dedi.

TÜBERKÜLOZ BİREYSEL DEĞİL, TOPLUMSAL BİR MESELE

Tüberkülozun sadece bireysel bir hastalık olarak ele alınmaması gerektiğini belirten Elkin, "Tüberkülozu sadece "hastanın sorunu" olarak görmek büyük bir yanılgı olur. Çünkü tüberküloz hava yoluyla yayılıyor. Tedavi görmeyen bir hasta, aylarca çevresindekilere farkında olmadan hastalığı bulaştırabilir. Bu yüzden tüberküloz yalnızca bir enfeksiyon hastalığı değil; direkt olarak bir halk sağlığı problemidir. Bir kişinin tanısının gecikmesi, toplumda birçok yeni vaka için zemin hazırlayabilir" yorumunda bulundu.

TEDAVİYİ YARIM BIRAKMAK CİDDİ RİSK

Tüberküloz tedavisinin uzun süreli olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Nurten Elkin, hastaların sıklıkla yaptığı hatalara dikkat çekti. Elkin, "Tüberküloz tedavisi süreklidir ve genellikle en az 6 aylık bir ilaç kullanımı gerektirir. Hastaların sıklıkla yaptığı hata ise şudur: "Belirtilerim geçti, iyiyim" düşüncesiyle ilaçları erken bırakmak. Oysaki belirtilerin kaybolması, mikrobum tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Tedaviyi yarıda bırakmak, hastalığın geri dönmesine, kişinin yeniden bulaştırıcı hale gelmesine ve en önemlisi, mikrobun ilaçlara direnç kazanmasına neden olur" dedi.

DİRENÇLİ TÜBERKÜLOZ TEDAVİYİ KARMAŞIKLAŞTIRIR

Dirençli tüberkülozun ortaya çıkış nedenlerine de değinen Elkin, "Dirençli tüberküloz, kullanılan tüberküloz ilaçlarının artık etkili olmaması durumudur. Bu durum genellikle düzensiz veya yarım bırakılan tedaviler sonucunda ortaya çıkar. Dirençli tüberküloz durumunda tedavi birkaç ay değil, yıllar alabilir, kullanılan ilaçlar daha fazla yan etkiye sahiptir, tedavi hem hasta hem de sağlık sistemi için oldukça zordur. Kısacası, ilaçları zamanında ve doğru şekilde kullanmamak, sadece bireyi değil, tüm toplumu risk altına atar" ifadelerini kullandı.

AŞILAMA VE ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIYOR

BCG aşısının önemine değinen Elkin, "BCG aşısı özellikle bebekleri ve çocukları tüberkülozun en ağır ve ölümcül formlarından korur. Menenjit ve yaygın tüberküloz gibi hayati risk taşıyan durumların önüne geçer. Bu nedenle aşı programları, tüberkülozla mücadelenin temel direklerinden birini oluşturur. Aşının sağladığı koruma, kamu sağlığı açısından vazgeçilmezdir" dedi.

Erken teşhisin önemine özellikle vurgu yapan Elkin, "Sürekli öksürük, gece terlemeleri, kilo kaybı, halsizlik. Bu belirtiler "geçer" diye hafife alınmamalı. Çünkü tüberküloz erken teşhis edildiğinde tamamen tedavi edilebilir bir hastalıktır. Erken teşhis tedavi süresini kısaltır, bulaşmayı engeller, ilaç direncinin gelişme riskini azaltır, ölüm oranlarını belirgin bir şekilde düşürür ve gecikildiğinde bunun bedeli hem birey hem de toplum için ağır olabilir" şeklinde konuştu.

"TÜBERKÜLOZLA MÜCADELE DEVAM EDİYOR"

İhmal edildiğinde ciddi sağlık sorunlarına ve belki de ölüme neden olabilecek bir hastalık olan tüberküloz konusunda; İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Elkin, "Tüberkülozla mücadele bitmiş değil. Aşıya güvenmek, belirtileri ciddiye almak ve zamanında sağlık kuruluşlarına başvurmak, hem bireysel hem de toplumsal korunmanın en etkin yoludur" ifadelerini kullandı.